Şampiyonluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyonluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Aralık 10

Şampiyon Boca Juniors

Boca Juniors geçtiğimiz hafta Banfield'ı 3-0 mağlup ederek en yakın rakibi Racing Club ile arasındaki puan farkını 11'e çıkarttı. Bu sonuç, bitime 2 hafta kala Primera Division'ın "Açılış" sezonu olan Apertura'da şampiyonun belli olması anlamına geliyordu. İlk olarak gözüme çarpan bir ters orantıyı vermek istiyorum. Son yıllarda River Plate ne kadar kötüyse Boca Juniors da o kadar iyi desek yanlış bir söylem olmaz diye düşünüyorum. Bir kaç yıl geriye gidecek olursak; 2008 Apertura'da 3 takımın (sırasıyla San Lorenzo, Boca Juniors ve Tigre) sezonu aynı puanla bitirmesine tanık olmuştuk. Statü gereği, oynanan şampiyonluk Play-Off'u Boca'nın zaferiyle sonuçlanmıştı. Böylelikle her hafta takip ettiğim Boca, şampiyonluk kupasına uzanmış, bize de kendi halimizde sevinç yaşatmıştı. Diyeceğim şu ki, 2008'deki şampiyonlukta ezeli rakip River Plate ligi son sırada tamamlayarak, ortalama puan averajının taban yapmasına neden olmuştu. Ve hatta geçtiğimiz sezon küme düşmelerinin başlıca sebebi 2008 Apertura performanslarıdır. Kısacası, River'ın o sezonki başarısızlığında Boca şampiyonluk sevinci yaşarken, benzer bir durum da bu sezon yaşanmış oldu. 
Boca'nın şampiyonluk yolu... 
2010-11 Apertura'da Boca'nın ligi 12. sırada bitirmesi, teknik direktör Roberto Pompei'nin görevinin sona ermesine sebep olmuş, göreve Julio Cesar Falcioni getirilmişti. Falcioni ilk sezonu olan 2011 Clausura'da takımı ancak 7.sıraya taşıyabildi. Falcioni'nin ilk sezonunun son maçında ise Martin Palermo aktif futbol yaşantısına son noktayı koymuş, hak ettiği bir şekilde de marşlar ve çiçeklerle göz yaşları içinde uğurlanmıştı. Böylelikle Haziran ayında Banfield maçında efsane ismine veda eden Boca, bir sezon sonra tekrar bir Banfield maçında şampiyonluğunu ilan etmiş oldu. 
Teknik diretör Falcioni için aceleci davranmayan Boca, meyvesini bu sezonki şampiyonlukla almış oldu. Etkileyici bir grafik çizen Boca Juniors, son maçına namağlup ve şampiyon ünvanı ile çıkacak. Boca, 18 haftada attığı 24 gole karşılık kalesinde sadece 6 gol gördü. Ufak bir de anektod verelim; Boca Juniors, son mağlubiyetini geçtiğimiz sezon (10.04.2011) Lanus deplasmanında 2-0'lık skorla almıştı.

Boca maçlarını kaçırmaz, Boca atkı ve formasıyla turlardık bir zamanlar, hey gidi... İspanyolca hocam Sayın Mehmet N. KUTLU'ya ESTO ES BOCA! diyerekten yazıya noktayı koyalım.

Perşembe, Mayıs 26

Kupa Ellerde Yükseliyor Yüreklerde

18.Şampiyonluk Destanı

İlk yarının sonu itibariyle 10 galibiyet 3 beraberlik 4 yenilgisi olan Fenerbahçe şampiyonluk adına pek umut vermiyordu. Ligin son haftasında lider Trabzonspor ile aramızda 9 puanlık bir fark ve takımın inişli çıkışlı performansı bulunuyordu. Gidişat bu şekilde olursa, lige haftalar öncesinden havlu bile atabileceğimiz tartışılıyordu. Bu tartışmaların gölgesinde 3 haftalık bir araya girildi. Fenerbahçe transfer adına hiç bir şey yapmamış gibi gözükse de aslında gelecek olan galibiyetler ve puan farkının erimesiyle Fenerbahçe ruhu çubuklu formada vücut bulacaktı. Ki bu iyi bir transferden daha iyi bir şeydi. Ligin 2. yarısının başlamasıyla birlikte Trabzonspor puan kaybetmeye başladı. Seri galibiyetler gelmeden önce Trabzonspor'un bu kayıpları şampiyonluk yolunda en can alıcı nokta oldu. İki takımın 2. yarıdaki puan kayıplarına bakacak olursak; 
18. hafta: Trabzonspor 1-1 Ankaragücü ,  Antalyaspor 0-1 Fenerbahçe
19. hafta: Fenerbahçe 2-0 Trabzonspor
20. hafta: Trabzonspor 0-0 Antalyaspor  ,  Manisaspor 1-3 Fenerbahçe
23. hafta: Trabzonspor 3-3 Kayserispor  ,  Fenerbahçe 2-0 Kasımpaşa
27.hafta: Fenerbahçe 0-0 Bursaspor  , Trabzonspor 1-0 Konyaspor
30.hafta: Eskişehirspor 0-0 Trabzonspor  , Bucaspor 3-5 Fenerbahçe
Şu tablo gösteriyor olacak ki, Trabzonspor şampiyonluğu 23. haftada elleriyle Fenerbahçe'ye teslim etmiş, Fenerbahçe söke söke almış da diyebiliriz. Bana göre kritik noktalardan ilki 18.ve 19. hafta maçları. Trabzonspor bu 2 haftada 5 puanlık bir kayıp yaşadı. Ve en önemli nokta ikili averajda geriye düştü Fenerbahçe'ye 2-0 mağlup olarak. Peşi sıra gelen 20. haftada kaybettikleri 2 puan da şampiyonluk yarışının nasıl geçeceği hakkında az çok fikir vermeye başladı. Ki o haftalarda Bursaspor 2. Fenerbahçe 3. sıradaydı. 21. ve 22. haftalarda Fenerbahçe sırasıyla Kayserispor ve Beşiktaşı mağlup etti ve Bursa'nın da kopmaya başlamasıyla 2.sıradaki yerini sağlama almaya başladı. 23. haftaya gelindiğinde ise Fenerbahçe liderlik koltuğuna nihayet oturmuştu. 27.haftada Fenerbahçe 2. yarıdaki ilk ve tek puan kaybını evinde Bursaspor'a karşı 0-0 beraberlik alarak yaşadı. Takibi sürdüren Trabzonspor tekrar liderdi ve 30. haftaya kadar ligdeki konumları devam edecekti. 30.hafta Cuma günü oynanan maçta Eskişekişehir deplasmanından beraberlikle döndüler bu iki takımın şampiyonluk yolunda kaybettiği son puanlardı. 2 gün sonra Fenerbahçe'nin İzmir'de Buca karşısında 53. dakikada 3-1 geride olması Fenerbahçe'nin o güne kadar getirdiği haklı mücadelesinin sonu olmamalıydı. Sezonun kahramanı Alex 62. dakikada skora dengeyi getiriyor, sezon boyunca tek golü bulunmayan Güiza ise iyi yer tutuşu ve vuruşuyla skoru Fenerbahçe lehine çeviriyor, Fenerbahçe taraftarını kendisinden geçiriyordu. Şampiyonluk inancı taşıyan bir maçtı. Keza 29.haftada oynadığımız ve Andre Santos'un 90+4'te attığı golle 1-0 kazandığımız Gaziantepspor maçı ve 26. haftadaki 75.dakikaya kadar 1-0 geride olduğumuz maçın bitiş düdüğüyle 2-1'lik galibiyeti gördüğümüz Galatasaray maçı gibi... Fenerbahçe için 26. 29. ve 30. haftada kazandığı maçlar inancın zaferiydi. Şampiyonluk şarkılarını puan farkı olmamasına rağmen tek bir yürek ve ağız olarak söyleten maçlardı bunlar. 

Son haftalarda oyun planını ikinci plana attık ister istemez ama gelen galibiyetler şampiyonluğu getirecek bir görüntü çiziyordu. Son haftaya girildiğinde ise Sivasspor deplasmanı vardı şampiyonlukla aramızda. İlk yarının son haftasında oynanan Sivas maçında başlayan yenilmezlik serisi yine bu Sivas maçına dek sürmüştü. Son maça çıkmadan önce ilk Sivas maçıyla beraber 17 maçta 16 galibiyet 1 beraberliğimiz vardı. Menajerlik oyunlarında bile eşine zor rastlanır bir seri bu. Fenerbahçe adına böyle bir seri hatırlamıyorum açıkçası ama bu seriler İstanbul Pazar liglerinin Milli Kümelerin gazete küpürlerini hatırlattı. Böyle bir serinin ardından maçta galibiyet kesinlikle gelmeliydi çünkü Karabük deplasmanında Trabzonspor'un puan kaybetmesi gibi bir ihtimal yoktu. Fenerbahçe ilk golü erken bulmasına rağmen maç Fenerbahçe'nin klasik final maçları gibi geçti. Gitti geldi,hiç bir şekilde rahat bir maç izleyemedik. Bunlara rağmen; Selçuk'un yanlışlıkla attığı gol (rakip kaleye) Kaptan'ın farkı ikiye çıkarması bizi biraz rahatlatır gibi oldu. Ancak Fenerbahçeliyseniz böyle maçlarda kalp krizi tehlikesiyle karşı karşıya olmanız olağan bir şeydi ve 65.dakikada farkı bire indiren gol geldi Sivas'tan. Tüm takım bir forvet oyuncusu gibi ileride gol arıyordu ki Yobo ile fark tekrar ikiye çıktı. Yine rahat değildik. Ne zaman öne geçsek yada farkı açsak bizimkiler top çevirmeye ileriyi düşünmemeye başlıyordu ki zaten o 2.gol öyle yendi. 90.dakikada Sivas'tan gelen 3. gol ise  soğuk duş vanasını çevirmişti adeta. Neyse ki o şok yaşanmadı ve bitiş düdüğü çaldı, "ve KOCAMAN bir umut gerçeğe dönüşüyor" sözcükleri dökülürken Melih Şendil'in ağzından 9 puan geriden gelen Fenerbahçe ikili averajla şampiyonluğa uzanmıştı. Geçen sene 1 golle şampiyonluğu kaybeden Fenerbahçe bu sene o 1 gollük ikili averaj üstünlüğüyle şampiyon oluyordu. 2007'de bu yana beklediğimiz bu şampiyonluğu kutlamaya indik meydanlara. Bu 18.şampiyonluk Fenerbahçe'yi resmi olarak Süper ligin en başarılı takımı da kılıyordu aynı zamanda. Maneviyatı açısından inancın zaferiydi tam manasıyla. 18 maçta 17 galibiyet,1 beraberlik. Aykut Kocaman Trabzon'a bir kabus daha yaşatıyor ve sabırın da zaferini gösteriyordu herkese. Trabzonluların yaptıkları veya başkalarının söylemleriyle burayı kirletmeyeceğim. Ben mi dedim size 11 puan kaybedin Fenerbahçe maçında 2-0 yenilin diye. Hazımsızlık için soda tavsiyesi... 

Hiç bir futbolcuyu da ayırmak istemiyorum ama Alex'i her gördüğümde 30 yıl sonra kısmet olursa çocuklarıma anlatacağım bir portre beliriyor gözümde. Duruyor o an zaman ve sadece Alex'i görüyorum. Teşekkürler Alex ve teşekkürler malzemecisinden antrenörüne FENERBAHÇEM! 

Şampiyonluk Gecesi

Pazartesi, Mayıs 23

TOTEM

Şampiyon olduk; Açıklamalıyım sonunda. Blogda Fenerbahçe maç yazıları yazmamamın, kampüste, sokakta orada burada hiç bir Fenerbahçe ürününü üstüme takmamamın (kolumda yıllardır duran bileklik haricinde) bir nedeni vardı...

Pazar, Mayıs 15

Borussia Dortmund Kupasına Kavuştu

Milan Şampiyon

1901'de ligteki ilk şampiyonluk sevincini yaşayan Milan,geçtiğimiz hafta Olimpico'da Roma ile 0-0 berabere kalarak şampiyonluğunu ilan etmişti. Geçtiğimiz gün ise San Siro'da Cagliari'yi 4-1 mağlup ettikleri maçta kupa seramonisi düzenlendi. 
Şampiyonluk aralıklarına bakacak olursak; 1907, 1950-51 arası dönem Milan'ın şampiyonluk hasretini en derinden yaşadığı zaman zarfı olarak lanse edebilebilir. Sırasıyla 1967-68, 1978-79, 1987-88'deki şampiyonluklar diğer uzun aralıklar olarak dikkat çekiyor. Bu sezon kazanılan kupayla birlikte bu aralıklara 2003-04 ,2010-11 de eklenmiş oldu. İnter'in şampiyon olmasından kat be kat iyidir demek isterdim ama sonuçta yine kuzey yolcusu oldu şampiyonluk kupası. Ve en önemlisi ben şampiyona şampiyon demem İtalya'da şampiyonun ismi Roma olmayınca. Bu arada İtalyanların son yıllardaki futbol kalitesi ne kadar eleştirilse de şampiyonluk kutlamalarının patlamasını çatlamasını iyi yapıyorlar.