Ken Block'un Gymkhana 3'ü gerçekleştirdiği mekan,karlar altında. Futbol dışı ve niye buraya koydum? Renklerin uyumu,kar,ışık,gölge...
Futbol Dışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol Dışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cuma, Aralık 24
Çarşamba, Kasım 17
Çarşamba, Ekim 13
Batman Karması 0-2 Halkın Takımı
Batman Petrolspor (ilk yarıda) ve 72 Batmanspor (ikinci yarıda) takımlarıyla yapılan maçta Kazım ve Mehmet Topuz'un golleriyle mücadeleyi 2-0 önde kapattık. Skordan ve performanslardan öte maçın artılarını eksilerini konuşalım. İlk olarak "Doğusuyla Batısıyla Haydi Türkiyem El Ele" pankartı,bir olduğumuzu birlik olduğumuzu kimine tekrar hatırlatan harika bir pankart. Keza doğuda hiç gitmediğimiz bir il olan Batman'a gidip burası da bizim demek gerçekten önemli. Korkmamak ve unutmamak lazım,bu ülkenin her karış toprağı Türk toprağıdır her yerde Fenerbahçeli kramponları sahaya geçirmek lazım. Fenerbahçe yaptığı bu maç ile Batman sporcusuna,izleyicisine kısacası halkına güzel bir hediye,manevi teşvik vermiştir,naçizane.
Mehmet Şimşek Fenerbahçe forması giymiş. Batmanlı olabilir hatta belki Fenerbahçe'ye Batman teklifini sunan şahısta olabilir. Ancak hoşuma gitmedi sadece bir siyasinin çubuklu formayı giymesi. Şu olsa hoşuma giderdi ki, Mehmet Şimşek sahada olur,takım arkadaşı CHP'li olur,MHP'li olur o zaman birleştirici olursun bana da laf düşmez. Yapın bunları kardeşim,gidin en doğudan en batıya en kuzeyden en güneye,çıkarın sahaya sağcısını da solcusunu da,biriz diyin birliğiz diyin,hiç bir güç bizi yıldıramaz diyin..
"Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Milli marşı "İstiklal Marşı" dır.
Başkenti Ankara'dır." diye haykırın tribünlerde sahalarda,halkın,Atatürk'ün takımı lafını buram buram hissettirin.
Taraftarı tek Türkiye isteyen,terörizmi sonuna kadar lanetleyen bir halk takımı olduğunuzu gösterin,gösterin be!
Perşembe, Ekim 7
Yankilere Gitmiyorsun Liverpool!
Boston Red Sox'ın sahipleri Liverpool'u satın alıyor diye başlığımızı yeniden isimlendirebiliriz. Alıcının ismi,New England Sports Ventures(NESV) ve şirketin sahibi John W. Henry(ikinci görseldeki abimiz). Red Sox'ın tamamı, New England Sports Network'ün %80'i ,NASCAR takımlarından Roush Fenway Racing'in %50'si ve Boston Bruins hokey takımının bir kısmı onlara ait. Bu şirket,zor günler geçiren Liverpool için 300 milyon £'lik bir teklif yaptı ve iş Liverpool yönetimi açısından bitmiş gözüküyor,sadece Premier ligin onayı bekleniyor. Şuanki sahipler Tom Hicks ve George Gillett Jr'ın yaklaşık 215 m £'e aldıkları kulüp an itibariyle 300 m £'e gidiyor. Kulübün,kreditörü RBS'ye olan 237 m £'lik borcunu düşünecek olursak,yönetim adına işlerin yolunda gitmediği gayet açık. Bu sebepten dolayı taraftarın da antipatisini kazandı Hicks ve Gillett. Onlardan yola çıkarak tüm Amerikalıları genelleyen Liverpool taraftarı da genel olarak "Yank$ istemiyoruz onlar sadece parayı düşünüyorlar" görüşüne sahipler.
Liverpool başkanı Martin Broughton'ın finansal ve işletme felsefesi açısından yeni sahip New England Sports Ventures ile birbirimize benziyoruz açıklamasının yanı sıra,Boston insanı ile Liverpool insanının da kafa olarak birbirine uyacağını tahmin etmekteyim (New England insanını yakından gözlemleme fırsatı bulan Liverpool'luları ise uzaktan takip eden biri olarak konuşacak olursam). Topluluklar kaynaştırılmaya çalışılmıyor sonuçta sadece sahip değişiyor ama kültürler de bir yerde benzeşmekte ve yıllar geçtikçe taraftarın yeni sahiplerine ısınacağını,kulübün bir kaç sene içinde eski başarılarını tekrarlayamasa bile mücadelesine daha güçlü bir şekilde devam edeceğini sanıyorum. Her ne kadar Liverpool'u sevmesem de durum bundan ibaret. Çünkü,şuanki (namı diğer eski) sahipleri düşünecek olursak sportif başarı konusunda daha başarılı,kalifiye ve organize bir kafa geleceği aşikar.
Cumartesi, Eylül 25
Boston Red Sox - New York Yankees Derbisi
Varitek(Red Sox) ve Alex Rodriguez (Yankees) birbirlerine girerken...
Futbol dışı bir derbi ile karşınızdayız. Tarihi yüz yılı aşan büyük bir buluşma Boston Red Sox-New York Yankees! İki takımda 1901'de kuruldu. Ancak şimdiki adlarını daha sonra aldılar. Red Sox 1907'ye kadar Boston Americans ismini kullanmaktaydı. Yankees ise,şuan varlığını en üst lig olan MLB'de halen sürdüren Baltimore Orioles adı altında sadece 1 yıl oynadıktan sonra ayrılarak 1913'e kadar New York Highlanders ismini kullandı. O tarihten günümüze kadar da New York Yankees olarak mücadele etmekteler. Red Sox maçlarını Fenway Park (Back Bay,Boston),Yankees ise New York'ta Yankee Stadium'da oynuyor. Play-off'larda Red Sox'ın 3 maç geriden gelip 4 maç kazanarak Yankees'i elemesi Beyzbol tarihine geri dönüş adına bir ilk olarak geçmiştir. Yankees'nin Red Sox'a oranla daha fazla şampiyonluğu bulunuyor onu da belirtelim. Ayrıca Red Sox yıllardır iyi getirdiği sezonları çok kötü hatalarla şampiyonluğa erdirememesiyle de tanınıyor Durum 2004 ve 2007 yılındaki şampiyonluklarla biraz olsun trajik olmaktan çıkmaya başladı.
Doğu grubunda yer alan bu iki takım onlarca yıldır aralarındaki ateşli mücaedeye son vermediler. Genel olarak kültürel ve siyasi farklılıklar bulunuyor aralarında. Kültürel açıdan en basit örnek New York ve Bostonlıların geçmişten gelen anlaşmazlıkları. Çok detayına inemem ama Amerika'dan dönüş yazımda da belirttiğim gibi biz gönlümüzü Red Sox'a kaptırdık. New England'ta kısa bir süre bile olsa konaklama şansı bulursanız gönlünüzü Red Sox'a kaptırma ihtimaliniz yüksektir. Tabii ülkemize getirilen Yankees şapkalarına kanmadıysanız...
Sadede gelecek olursak; Bugün sabaha karşı bizim saatimizle 2:05'te Boston Red Sox - New York Yankees maçı vardı. Red Sox deplasmanda 10-8'lik skorla galip gelerek ilk maçı almış rakibine bir adım daha yaklaşmış oldu. Bugün ve yarın oynanacak diğer iki maç için Fenway Park'ta salladığım Fenerbahçe atkısı Red Sox'ın uğuru olsun diyelim. LET'S GO RED SOX!
Görüntüdeki Prudential Tower'ın tepesinden Boston'ı ve Fenway Park'ı rahatlıkla görebilirsiniz. Tabii ki Fenway Park'ta orayı görebilmekte. Takımına sahip çıkmakta her türlü fedakarlığı yapabilen Boston'lılar bunu da yaptılar.
görsele tıklarsanız karşıdaki GO SOX ışıklarını görebilirsiniz...
Pazartesi, Eylül 6
Here We Go!
Yaklaşık 2,5 ay süren bir Amerika maceram oldu. Kıbrıs'ı saymazsak ilk yurt dışı tecrübemdi ve güzel geçti diyebilirim. Çok şeyler gördük,yedik içtik,eğlendik,yorulduk ...
Maine
Boston,Massachusetts
Brooklyn Köprüsü,New York
Eyalet olarak 3 eyalette (Maine,Massachusetts ve New York) bulundum. Geri kalanları da görmek nasip olur inşallah diyelim. Güzel arkadaşlıkları,unutulmaz maceraları,devasa binaları,güzelliklerle dolu kırsalları geride bıraktık, çektiğimiz fotoğrafları ve anılarımızı alıp geldik.
Copyright © 2010 Giallo
Maç 19:10'da başlayacak ve biz saat 19:00'da fotoğrafın çekildiği yerdeyiz. Akşam koşusu gerekti kısacası :)
Copyright © 2010 Giallo
Orada da kalbimizi Boston Red Sox'a kaptırdık. Amerika'ya geldik,illa ki Amerikalı bir takım tutmalıyım diye gitmedim. Red Soxlıları görüp,tarihlerine de şöyle bir göz atınca Red Sox olmalı dedim. Spor aktivitesi olarakta sadece Red Sox beyzbol maçına gidebildik zaten. Futboldaki heyecan tabii ki yok beyzbolda. Amerikalı amcamlar teyzemler bira'dan,hot dog'tan pretzel'den ve çene çalmaktan zaman bulurlarsa ayağa kalkıyorlar. Kimi zaman çalan şarkılara eşlik etmeler,sonu zar zor gelen/gelmeyen Meksika dalgalanması denemeleri, sayı sevinçleri... Maç süresince defalarca "ah ulan bir futbol maçı olacaktı" şeklinde sayıkladık Amerika'ya birlikte gittiğim arkadaşımla. Ama stadı ne olursa olsun tamamen dolduruyorlar. Sokağa Red Sox forması,tshirt'ü giymeden çıkmıyorlar. Kadın olsun erkek olsun çocuk olsun...
Yankees'i zaten sevmiyordum Red Sox üzerine iyi geldi. Bu arada yukarıda görmüş olacağınız fotoğraflar naçizane maç günü çekimleri.
Türkiye'yi hep iyi tanıtmaya çalıştık. Kimi zaman adımı sorup Fransız ismi mi?,yok üstümdekileri görüp İtalyan mısınız?,uzaktan yanıma gelip Rus musun? tarzı sorularla karşılaştım,ilginçtir! Kimine Türkiye dedim "o da ne?" yada "nerede?" tarzı sorularla karşılaştım. Kimisine yine Türkiye dedim, sizi çok seviyoruz da şöyle böyle anlatmaya başladılar. Günahları boyunlarına :) Türkiye'yi bilmeyenler genelde sevmediklerinden değil kendi ülkelerinden bile bihaber oldukları için bilmiyorlarmış bunu öğrendik. Türkiye hakkında bilgi sahibi olupta gelmek isteyenlerin sayısı azımsanmayacak bir oranda.
Neyse alışverişe gelecek olursak. Hem elektronik hem de diğer konularda cidden çok şanslılar. Fiyatlar genelde ülkemizin 3'de 1'i düzeyinde. Elektronik konusunda özellikle sömürebileceğiniz ülkelerden birisi Birleşik Devletler.
Rahat,neşeli,eğlence ve yemek düşkünü adamlar. Siz de bu ögeleri az biraz bile olsa barındırıyorsanız ayak uydurmakta güçlük çekmezsiniz.
Ülke'nin ciddi anlamda obezite problemi var. Kimi beyinler yağ bağlamış artık,bön bön suratına bakıyor,yazık! Ama çoğu beyin de Benjamin'le işler olmuş. 3-5 taş parçasını müzeye çevirip para kazanmasını,adını iyi duyurmuş yerlerden para kırmayı çok iyi biliyorlar. Merkezi yerlerde su bile cebinizi yakıyor. 3-5 dolara su(küçük şişe) gibi...Kısacası diyelim Amerikalıların işleri güçleri eğlence ve yemek... Güvenlik konusunda da inanılmazlar! Her yere girip çıktıklarından,her işe parmak attıklarından ufacık şeyden korkar,nem kapar olmuşlar. Kaç kere yanımıza gelip fotoğraf sildirttiler,en basitinden. Vatandaşlar,kurallar ve yasaların yaptırımlarından olsa gerek koyun gibi genel itibariyle.
Kıta'da üzüldüğümüz tek şey kaçırdığımız yada zaman bulamadığımız 4-5 aktivite oldu. Bunların arasında Celtic-Sporting Lizbon futbol maçı,stüdyo turları gibi çok isteyipte zaman sıkıntısından dolayı yapamadığımız/gidemediğimiz şeyler vardı. Ama yapılası çoğu şeyi de hallettik diyebilirim. Her gün farklı bir yerde video günlük tutmaya çalıştık,hoşta oldu,tavsiyedir.
Türkiye'den ayrıldığımız andan geri döndüğümüz ana kadar sürekli bir hareketlilik içindeydik,çoğu zaman aksilikler peşimizi bırakmadı. Hep bir koşuşturma hep bir telaş... Ama güzeldi,güzel bir deneyimdi. Tanrı herkese (isteyen) ufakta olsa bir Amerika macerası nasip etsin diyeyim.
Özlediğimiz şeyler de oldu gayet tabi. Ailemiz,vatanımız,yemeklerimiz v.s...
Nacizane ufak tefek yönlendirmeler:
Genel alışveriş için; Walmart'ı
Elektronik için; Best Buy'ı
Giyim kuşam için; Genelde Outletleri ve TJ Max tarzı yerleri
Yemek için; Dunkin Donuts,McDonalds,Burger King,Wendy's,SubWay ve Little Ceasars'ı
Huzur bulmak için; Central Park'ı
Copyright © 2010 Giallo
Sadece vitrinlere bakmak için; New York 5.cadde'yi :)
Şaka bir yana görülmeli...
Uçmak ve Manhattan'ı en güzel haliyle görmek için; Empire State'i (çıkmadan hava durumuna bakın)
Copyright © 2010 Giallo
Empire State'i en güzel haliyle görmek için; Rockefeller Center'in tepesindeki Top of Rock'ı
Copyright © 2010 Giallo
En geniş açı ile çekim için; Özgürlük Adası turunu
En geniş açı ile çekim için; Özgürlük Adası turunu
Copyright © 2010 Giallo
Özgürlük Anıtı ve Financial District Beyzbol'un kralını izlemek için; Red Sox'ın sahası Fenway Park'ı
Istakoz ve doğa için; Maine'i
Maine'de geceleri; sineksavarları
Maine'de katil olmamak için; Fransızlar'ı takmamayı
Konaklama için; Boston'da Midtown'ı,New York'ta Penn'i,Maine'de de temiz kabinleri :)
tercih ediniz...
Küçük tavsiyeler:
-İlk olarak vize görüşmesinde yapmamanız gereken tek şey telaş yapmak. Sorsunlar,çoğu soruyu aradan tek seferde çıkartmaya çalışın.
-Amerika'da dil geliştirmek istiyosanız da insanlarla konuşmaktan çekinmeyin. Adam idiot değilse zaten yanlış söylesen de seni anlamaya ve düzeltmeye çalışıyor,sonuçta anlaşabiliyorsun da.
-Kalıcıysanız ufak geziler için bisikleti tercih edin.
-New York'ta Afrika kökenli amcalardan fazla korkmayın :) Sadece göze fazla batmayın,paraları cüzdandan öte cebinizde ayrı ayrı taşımayı tercih edin. Metrolara gece saatleri hariç girmekten hiç çekinmeyin. Tenha yerlere zaten girmemeye çalışın,işlek yerleri tercih edin. Onun haricinde turist olsanız da yolun ortasında haritaya da baksanız bir şey olmuyor. Çoğu yer polis dolu zaten,en kötü ihtimalle kameralar var,korkuyorlar. Kurallar,yasalar onları çok korkutuyor belirttiğim üzere.
Ve en önemli tavsiye:
Gittiğiniz yeri gezip gördüm demek istiyorsanız,yanınıza canlı rehber alıp(bir o kadar da para gömüp) belirli yerlere gitmeyin. Elinize haritayı ve şehir rehberini alıp cadde cadde sokak sokak yürüyün,bol bol fotoğraf çekin.
Bu gönderi benim için de güzel oldu, ileride hatıraları depreştirir. Aklıma geldikçe eklerim bir şeyler.
Özledim bloglamayı,sizleri...Hadi başlayalım artık...
Perşembe, Nisan 22
Fenerbahçe 1-0 Beşiktaş
Geç olsun ama güç olmasın diyerek başlayalım yazımıza.
Sıra gelmişti Beşiktaş derbisine, klasik kadromuzla sahada,coşkulu taraftarımızla tribünde tam 12 kişi yerimizi almıştık. Sarı Melekler onore edilmiş, takımlar mücadeleci,diğer branşlardan güzel haberler geliyor,keyifler gıcır. Vur tahtaya...
Fenerbahçe,son maçlarda daha çok hissettirdiği baskıyla başladı. Topu rakip yarı alanın en uzak sayılabilecek noktalarından birine atıp,rakibe daha ilk saniyeden baskı kurmaya başlama olayı açık konuşmak gerekirse hoşuma giden ilginç bir yöntem. Bu maçla birlikte ilk meyvesini de almış olduk. İlk dakikadan itibaren kurulan tipik baskımız Beşiktaş filelerini 2.dakikada vurmamızı sağlıyordu. Alex,tribünleri daha bir coşturmuştu bu golle birlikte. Planlar özellikle Beşiktaş adına büyük değişime uğradı. Hatta Mustafa Denizli için öyle bir şoke etkisi yaratıyordu ki bu gol,takımına ilk 45 dakika ne yapacağını bilememişti. Keza,özellikle içerideki Beşiktaş maçlarında en büyük sıkıntımız ilk golü yedikten sonra oyunun kontrolünü sağlayamamak oluyordu. Bu golle birlikte Beşiktaş ilk yarıda sahada yoktu desek yeridir. İlk 45 dakikada çok rahat 3 farka ulaşabilirdik ve bu Beşiktaş karşısında ikinci yarıda farka bile gidilebilirdi.
İkinci yarının ilk dakikalarından itibaren Beşiktaş,ilk yarıdaki oyununa oranla daha iyi bir grafik çizmeye başlamıştı. Derbi derbiliğini bu yarıda göstermeye başladı. Beşiktaş'ın daha iyi olduğu dakikalarda Fenerbahçe'nin skoru korumasında en büyük etken,kontrolü çok fazla elden bırakmayışı olmuştu. Beşiktaş golü ha buldu ha bulacak derken Bilica sağolsun(!) tipik kontrolsüz girişlerinden birini yaparak penaltı kazandırdı. Penaltı'nın nasıl kazanıldığından çok Bilica'nın penaltı noktasını deşmesi konuşuldu. Yaptığı hareket yanlıştı,Fenerbahçe forması giyen bir futbolcuya bu yakışmaz. Tamam bazı çakallıkları yapacaksın saha içinde ama bu hareket hiç hoş değildi. Gelelim eleştirilere... Biz,kendi futbolcumuzudur eleştirinin gözüne vururuz bir yerde ama diğer arkadaşlara ne oluyor Allah aşkına?! Ayıptır,şudur budur dersin bitirirsin. Nedir o terbiye nağmeleri?! Size mi kalmış Fenerbahçe forması giyen bir sporcunun terbiyesi?! Dönüpte savunduğunuz kendi futbolcularınıza hiç bakıyor musunuz?! Örnek gösterdiğiniz oyuncuların ne üdüklerinden niye birden haberiniz yok oluyor?! Bilica'nın deştiği yer kadardır Fenerbahçe'nin büyüklüğü tarzında yorumları yapmaya ne hak gördünüz kendinizde?! O lafı 6-7 yaşında çocuğa söyleseniz inanın güler. Hiç değilse susunuz...
Kırılma anı penaltı dakikasıydı. Bobo baskıdayken vurmuşta ondan atamamış! Geçiniz efendim. Bilica'nın yaptığı hareket yanlıştır dedik ama profesyonel dediğiniz adama dokunmaz öyle şeyler. Topa adam gibi vurmayı bileceksin,biz buradan gördük o topun kaleye girmeyeceğini. En kötü sağdan sola burun girecekti topa,ya top direk balona bağlayacak ya da fileleri zorlayacaktı. Onun için Bilica'nın hareketine bağlamamak lazım. İyi bir kaleci de o kurtarışı yapardı ve Volkan'da affetmedi.
Hakemin ilk dakikalar itibariyle kontrolünde tutamadığı maç yüzünden son dakikalar tam bir sinir harbine dönmüştü. Küfür,tekme,burun,boğaz derken Beşiktaş'tan iki,bizden bir oyuncu saha dışını bir kaç dakika erken boyladı.
Hakem bize şöyle onlara şöyle yaptı narası atanlara da gülmekten başka bir tepki veremiyorum. Ne kadar taraftar olursanız olun ama bazı şeyleri de görmeniz lazım. Beşiktaş aleyhine ne kadar çaldıysa bir o kadar da Fenerbahçe aleyhine karar verdi Göçek. Bu maçın altından da kalkamadığı çok açıktı. Keşke daha iyi bir hakem olsaydı da daha iyi bir maç izleseydik. Her pozisyona cart sarı,cart düdük bıkkınlık getirdi. Hakem dediğin akıcı bir maç yönetecek,ufak tefek şeylere çalmayacak ki maçın zevki çıksın,maç bir o kalede bir bu kalede heyecan bulsun. Göçek sadece kendi işine bakmaya kendini riske atmamaya çalıştı ama daha çok yüzüne gözüne bulaştırdı.
Sahada genel anlamda iyiydik. Ayrı ayrı yazarak diğer oyunculara haksızlık etmek istemem ama Volkan,Alex,Gökhan Gönül gibi isimleri listenin başına almak gerekirken; Lugano,Selçuk,Santos,Özer gibi isimlerin çabaları da ayrı bir takdiri hak etti. Güya ayırmayacaktık.
Sonuç olarak bitime 4 hafta kala işlerin devam edebilmesi adına önemli bir 3 puan aldık. İyi olan da bizdik. Topun ayağımızda olmadığı dakikalarda bile zor da olsa kontrolü elimizde tutabildik. Skorun değişmemesi buna bağlanabilir. Açık konuşmak gerekirse derbileri zaten kazanıyorduk demek istemiyorum ama durum aynen o şekilde,esas marifeti bundan sonraki maçlarda göreceğiz.
STAT: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
HAKEMLER: Hüseyin Göçek, Baki Tuncay Akkın, Serkan Gençerler
FENERBAHÇE: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Lugano, Bilica, Andre Santos, Mehmet Topuz, Selçuk, Emre, Özer (Vederson dk. 75), Alex, Güiza xx (Semih dk. 85)
BEŞİKTAŞ: Rüştü, İbrahim Kaş (Uğur dk. 46), Sivok, Ferrari, İbrahim Üzülmez (Serdar dk. 81), İbrahim Toraman, Fink (Holosko dk. 85), Ernst, İsmail, Tello, Bobo
GOL: Alex (dk. 2)
KIRMIZI KARTLAR: Ernst (dk. 88), İbrahim Toraman (dk. 90+4) (Beşiktaş) Vederson (dk. 90+4) (Fenerbahçe)
SARI KARTLAR: Selçuk, Bilica, Volkan Demirel, Gökhan Gönül (Fenerbahçe), İsmail, Bobo, Sivok, Rüştü (Beşiktaş)
HAKEMLER: Hüseyin Göçek, Baki Tuncay Akkın, Serkan Gençerler
FENERBAHÇE: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Lugano, Bilica, Andre Santos, Mehmet Topuz, Selçuk, Emre, Özer (Vederson dk. 75), Alex, Güiza xx (Semih dk. 85)
BEŞİKTAŞ: Rüştü, İbrahim Kaş (Uğur dk. 46), Sivok, Ferrari, İbrahim Üzülmez (Serdar dk. 81), İbrahim Toraman, Fink (Holosko dk. 85), Ernst, İsmail, Tello, Bobo
GOL: Alex (dk. 2)
KIRMIZI KARTLAR: Ernst (dk. 88), İbrahim Toraman (dk. 90+4) (Beşiktaş) Vederson (dk. 90+4) (Fenerbahçe)
SARI KARTLAR: Selçuk, Bilica, Volkan Demirel, Gökhan Gönül (Fenerbahçe), İsmail, Bobo, Sivok, Rüştü (Beşiktaş)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












































